Ness.


Everything i am not,made me everything i am.

»

Uyandım.

Sabahlarımı çok uzun süre önce kaybettiğim için güneşin batışına yetiştiğime sevindim.Düşünmeye çalıştım,kafamda kayıp parçaları birleştirirken elime kahve döküldü,acısıyla hatırladım.
Yanıma gelmişti.
“Seni burada kim tek başına bıraktı?”
Hafif bir sorgulamayla kalmayıp yanıma daha sonradan gelen kız arkadaşımı da tatlı tatlı azarlamıştı. Bir insan kaşları çatıkken bu kadar mükemmel olmamalı dedim kendime.

Övülmeye değil de,korunmaya muhtaç olduğumu hissetmesi kalbime o kadar iyi gelmişti ki,neredeyse onunla sonsuza kadar mutlu olabileceğime inanmıştım.

Hayatımı sordu,verdiğim cevaplar karşısında da şaşırmadı.Her şeyi biliyor gibiydi.Hobilerimi sorsaydı eğer söyleyebileceğim ilk şey “çok yanlış zamanlarda,çok yanlış insanlara bağlanmaya bayılıyorum.” derdim.Sormadı.Tanımadığım biri nasıl bu kadar evdeymişim gibi hissettirebilirdi ki? Hayatımda onu daha önce iki kere görmüştüm.İkisinde de farklı güzel kadınlarlaydı.Zaman geçirdikçe beni daha da heyecanlandırdı.Sadece fiziksel olarak değil mental açıdan da kusursuz olması karşısında saygıdan dizlerimin önünde çökebilirdim.

Mükemmellik onun hastalığıydı.
Bir süre yanımda kaldı,saçlarıma dokundu,parfümümü merak etti ama ismini söylememe izin vermedi.
“Söyleme çünkü biliyorum,nasılsa bu kokunun başka bir sahibi yok.”
Az önce kahveyle yaktığım elimi dün akşam avucunun içine alışını,bana son söylediklerini hatırladım ve bana ait olmayan başka bir adamın daha gidişini izledim.
“Ellerin,ellerimle o kadar uyumlu ki,diğer bütün kadınların hakkını merhametsizce yesen de yine avuçlarını öpmeyi seçerdim.”

Istediğim olmadığında ben.

Ve bugün de tüm ironikliğimle gülümseyerek ;

”- Evet halime şükrediyorum , ama kahretsin ki çok mutsuzum.” cevabını verebildim. Böyle olmaya programlanmış bir beden iken, bunu nasıl açıklayabilirim ki?

(Zira kendime de açıklayamadım.)

“Dünyada milyarlarca insan var,ve biz hala yalnız uyuyoruz. Anlatabiliyor muyum?” dedi.

Yalnız olma korkusuyla yaşayan biri olarak bana söylenebilecek son şeydi. Yutkunamadım. Trajikomik biçimde, milyar tane insanın içinde, kendime ne kadar yalnız olduğumu her gece kafamı yastığa koyar koymaz hatırlatıyorum ki ben zaten?  Korkularımı aşamadım, ama neyse ki kendime onlarla yaşamayı öğrettim. (Bak ne kadar olgunum. Ne kadar da aptalım.) Mesela artık birileri için önemsiz olduğumda nedenini sorgulamıyorum. (Çünkü yoruldum,ve göz altımdaki morluklar gün geçtikçe koyulaşıyor.)

Hem düşününce , şu dünyada herşey ne kadar da ölümlü. Duygular bile. Anılar bile.

(Duygularımı kendi ellerimle öldürdüm ama anılarımı onlara bıraktım. Yeterince adil bu.)

Ne zaman ölürüm acaba ben?

Tüm bunların kafamdan geçme süresi saniyeler sürerken, on yıl yaşadım sanki. Gözüm daldı,istemsizce iç geçirdim. Kafamı kaldırdım, yine hiç bir şey söylemedim.Yine o zavallı gülümsememle, bana değer veriyormuş gibi görünen herhangi birini kandırdım. (Yine.)

” Neden bu kadar karanlıksın , ama damarlarını kesmeye kalksam ışık saçacakmışsın gibi ? “


(iyi ki şarkılar var.)

(Source: -circa, via chest-nut)

Anonymous said: Sky Ferreira ile ikiz oldugunu soyleyen oldu mu? inanmıyorum ama ya yok boyle bı benzerlık. AYNISINIZ!

400. kişi falansın sanırım :))

(via bornwithglitterinveins)

(Source: lavendernights)

(Source: thisgarconsays, via fashionisglory)

Luke Nugent Photography 

Luke Nugent Photography 

(Source: suicidal17, via ihrkleinesmonster)

(Source: unicornslovebad)

(via lack0fpassion)

Me by canbuyukkalkan:

More; http://www.can-buyukkalkan.com

Me by canbuyukkalkan:

More; http://www.can-buyukkalkan.com

(Source: )

Anonymous said: fotograflarını neden az yüklüyosun ?

tumblr a çok giremiyorum bu ara o yüzden 

theme by coryjonny | powered by tumblr